Thesis


Thesis Type: Postgraduate

Institution Of The Thesis: Karadeniz Technical University, Fen Bilimleri Enstitüsü, Turkey

Approval Date: 2020

Thesis Language: Turkish

Student: Betül Mete

Supervisor: ADEM BAYRAM

Abstract:

Bu çalışmada, son yıllarda yerli ve yabancı turistlerin gözdesi olan Sera Gölü Tabiat Parkı'nın da yer aldığı ve bilhassa taşkın zamanlarında sürüntü hareketinin yanı sıra yoğun bir askı hareketinin olduğu Sera Deresi Havzası'nda, gölün membaında inşa edilen tersip bentleri dikkate alınarak özellikle ana kol boyunca askıda katı madde (AKM) taşınımının zamana bağlı değişimi üzerinde durulmuş ve söz konusu bentlerin bu taşınıma olan etkileri incelenmiştir. Seçilen on istasyonda ve on aylık sürede (Haziran 2019–Mart 2020), ayda dört kez olacak şekilde AKM (mg/L) ve bir istasyonda debi (m3/s) takibi yapılmış, Eylül 2019 itibariyle komşu havzalardan Değirmendere ve Galanima akarsuları da çalışmaya dahil edilerek söz konusu taşınım karşılaştırmalı olarak da incelenmiştir. AKM değerlerinin ortalama 53–91 mg/L arasında değiştiği ve taşkın zamanlarında 2,000 mg/L'nin üzerine çıktığı Sera Deresi Havzası'nda, tersip bentlerinin dolarak işlevlerini yitirdikleri, akabinde rezervuarlarının boşaltılmalarına rağmen söz konusu taşkınların tekrarlaması nedeniyle bentlerden kıyasla küçük olanların yeniden hızla dolarak işlevsiz hale geldikleri tespit edilmiştir. Debi değerlerinin 0.685–30.600 m3/s arasında salınım gösterdiği ve AKM değerlerinin ortalama 47–236 mg/L arasında değiştiği Değirmendere AKM yükü en fazla olan akarsu olarak karşımıza çıkmıştır. Son olarak, farklı akarsuların sadece debi ve sadece AKM verileri, aynı akarsuların kendine ait AKM verileri ve yine aynı akarsuların kendine ait debi ile AKM verileri arasında Pearson korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Debi değişkeni için 0.871 ile 0.887 arasında değişen korelasyon katsayıları dikkate alındığında, akarsuların benzer özellikte oldukları fakat AKM değişkeni için −0.178 ile 0.129 arasında değişen katsayılar dikkate alındığında ise farklı özellikte oldukları anlaşılmıştır. Bu duruma havzalardaki çeşitli hidrolik yapıların ve yoğun insani faaliyetlerin neden olduğu ve akarsuların doğallıklarının bozulduğu sonucuna varılmıştır.