The Potential of Waste Plant-Based Materials in Sustainable Interior Design: Rethinking, Reimagining, and Recycling


Sadıklar Z.

Karatay Uluslararası Sanat ve Tasarım Sempozyum ve Kişisel Davetli Sergi, Konya, Turkey, 25 - 26 November 2025, pp.111-124, (Full Text)

  • Publication Type: Conference Paper / Full Text
  • City: Konya
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.111-124
  • Karadeniz Technical University Affiliated: Yes

Abstract

This study aims to reveal the potential of plant based-waste materials in interior design, as sustainability, circular economy principles and environmental sensitivity are currently becoming decisive within design disciplines. The low carbon footprint, biodegradability and recyclability of plant-based materials position them as significant components of contemporary design practices. Within this framework, the transformation of plant components such as stems, branches, leaves, bark, seeds and fruits into composite panels, textile products or building components through various processes offers a forward looking design approach in terms of both aesthetics and sustainability. The research was conducted using qualitative methods and followed a two stage process. In the first stage, a literatüre review was carried out to examine the types of plabt-based waste materials and their recyclability potential. The review demonstrates that plant-based wastes generated through industrial production processes (such as olive pomace, rice husk and sunflower husk) can be transformed into composite elements which manufactured in the form of panels, rolls or molded components, through appropriate binders and production techniques. In this way, waste quantities are reduced while new, renewable and cost-effective material alternatives for interior design emerge. In the second stage, an applied workshop was conducted within the scope of “Model and Prototype Making” course in the Interior Design Program at Arsin Vocatioanl School. During this process, students were asked to evaluate selected plant-based waste materials and produce 40x40 cm wall panels at a 1:1 scale. The process included the stage of preparation, rethinking the material, reimagining it and recycling it. Data obtained through observations and semi-structured questions were analyzed and evaluated using descriptive analysis. The workshop findings indicate that students’ ways of thinking about materials remaind limited and that they mostly preferred to reuse materials in their existing form rather than recycling them. This suggests that the potential of materials was not sufficiently explored by the students. Significant design opportunities (such as the physical transformation of materials, the rethinking of their embedded waste value and their capacity to generate aesthetic diversity) were largely overlooked. In conclusion, the study demonstrates that plant-based waste materials are gaining renewed value within the context of sustainability and offer designers a wide range of opportunities for design, recycling and reuse. However, it also highlights the need for interior design education to be supported by content that strengthens material knowledge, hand-on experimentation and awareness of material transformation. In this way, it will be possible to increase the creative, aesthetic, innovative and environmentally responsible use of plant-based materials in the interior design practices of the future.

Bu çalışma, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi ve çevresel duyarlılığın tasarım disiplinlerinde giderek belirleyici hale geldiği günümüzde, bitki kökenli atık malzemelerin iç mekân tasarımındaki potansiyelini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bitki kökenli malzemelerin düşük karbon ayak izi, biyolojik olarak parçalanabilirlik ve yeniden dönüştürülebilirlik özellikleri, onları çağdaş tasarım pratiklerinin önemli bir bileşeni hâline getirmektedir. Bu çerçevede gövde, dal, yaprak, kabuk, tohum ve meyve gibi bitki bileşenlerinden çeşitli işlemlerle kompozit levha, tekstil ürünü veya yapı bileşenleri elde edilmesi hem estetik hem de sürdürülebilirlik açısından geleceğe yönelik bir tasarım yaklaşımı sunmaktadır. Araştırma nitel yöntemlerle yürütülmüş ve iki aşamalı bir süreç izlenmiştir. İlk aşamada literatür taramasıyla bitki kökenli atık malzemelerin türleri ve yeniden dönüştürülebilirlik olanakları incelenmiştir. Bu inceleme, endüstriyel üretim süreçlerinde ortaya çıkan bitkisel atıkların (örneğin zeytin pirinası, pirinç ve ayçiçeği kabuğu gibi…) uygun bağlayıcılar ve yöntemlerle levha, rulo ve kalıplanmış her türlü biçim olarak üretilebilen kompozit elemanlara dönüştürülebileceğini göstermektedir. Böylece hem atık miktarı azaltılmakta hem de iç mekân tasarımında yeni, yenilenebilir ve ekonomik malzeme alternatifleri ortaya çıkmaktadır. İkinci aşamada Arsin Meslek Yüksekokulu İç Mekan Tasarımı Programındaki Maket ve Model Yapımı dersi kapsamında uygulamalı bir atölye çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte öğrencilerden seçecekleri bitki kökenli atık malzemeleri değerlendirerek 40x40 cm boyutunda ve 1:1 ölçekli duvar panoları üretmeleri beklenmiştir. Süreç; hazırlık, malzemeyi yeniden düşünme, yeniden düşleme ve yeniden dönüştürme aşamalarını içermiş; gözlemler ve yarı yapılandırılmış sorularla elde edilen veriler betimsel yorumlama ile analiz edilip değerlendirilmiştir. Atölye bulguları, öğrencilerin malzemeye ilişkin düşünme biçimlerinin sınırlı kaldığını, malzemeyi dönüştürmek yerine çoğunlukla mevcut hâliyle kullanmayı tercih ettiklerini göstermiştir. Bu da tasarım sürecinde malzemenin potansiyelinin öğrenci tarafından yeterince araştırılmadığını göstermiştir. Malzemenin fiziksel dönüşümü, içerdiği atık değerinin yeniden düşünülmesi ve estetik çeşitlilik yaratma kapasitesi gibi önemli tasarım fırsatları büyük ölçüde göz ardı edilmiştir. Sonuç olarak çalışma, bitki kökenli atık malzemelerin sürdürülebilirlik bağlamında yeniden değer kazandığını ve tasarımcılar için geniş bir tasarım, geri dönüşüm ve tekrar kullanım alanı sunduğunu ortaya koymaktadır. Ancak iç mekân tasarım eğitiminin malzeme bilgisi, deneyimi ve dönüşüm farkındalığını güçlendirecek içeriklerle desteklenmesi gerektiğini göstermektedir. Böylece geleceğin iç mekân tasarımında bitki kökenli malzemelerin yaratıcı, estetik, yenilikçi ve çevresel açıdan duyarlı kullanımlarının artırılması mümkün olacaktır.