Amerika’nın Mısır’a Askeri Müdahaleleri: 1882,1856


Aktaş H. , Güntay V.

ABD’nin Askeri Müdaheleleri 1801’den Günümüze, Çakmak H., Editör, Kaynak Yayınları, İstanbul, ss.275-281, 2013

  • Basım Tarihi: 2013
  • Yayınevi: Kaynak Yayınları
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Sayfa Sayıları: ss.275-281
  • Editörler: Çakmak H., Editör

Özet

Dış müdahele uluslararası politika literatüründe farklı boyutlarda ortaya çıkmaktadır. Bu boyutlar içerisindeki müdahele çeşitliliği siyasal, ekonomik ve askeri olarak gruplandırılmaktadır. Özellikle ABD’nin sahip olduğu stratejik üstünlük, teorik yaklaşımları pratik alanda uygulama açısından kendisine büyük avantajlar sunmuştur. Bu süreçte birçok araştırmacı farklı teoriler ve planlar üzerinde çalışmıştır. Bu doğrultuda ABD’nin kıta ötesi politikalarının dayandığı temel unsurlar deniz jeopolitikçisi Alfred Mahan’ın formüle ettiği ana esaslara dayandırılmıştır. Mahan’ın belirttiği stratejik süreklilik ve oturmuş bir siyasi otorite düşüncesi, Brezezinski tarafından, daha geniş bir şekilde dile getirilmiştir. Brezezinski’ye göre ABD’nin küresel egemenliğinin de arkasında askeri güç, ekonomik güç, teknolojik üstünlük ve kültürel yayılma olmak üzere dört temel unsur bulunmaktadır. Başta da belirtildiği üzere teoride de müdahele çeşitliliği bu kavramlar etrafında yoğunlaşmaktadır. Böylece ABD teoriyi pratiğe geçirme konusunda özel bir gayret, özel bir uyguluma alanı belirlemeyi strateji gereklilikleri açısından ön planda tutmuştur. ABD, stratejilerinde müdahele alanı olarak çok farklı coğrafyalar tanımlamıştır. Bunlar arasında önemli bir durak olarak Mısır dahil edilemese de ilgi alanı olarak ABD’nin siyasi müdahelelerinde yerini almıştır. Nüfus yoğunluğu açısından, Kuzey Afrika’da Nijerya’dan sonra ikinci ülke olan Mısır, medeniyet beşiği olan Orta Doğu’da jeopolitik olarak önemli bir yere sahiptir. Bu bağlamda Mısır’a karşı ABD’nin 1882 İngiliz işgalindeki yaklaşımı, 1956 Süveyş Krizi esnasındaki siyasi girişimleri ve günümüzde Arap Baharı ile beraber bölge için öngördüğü politikalar, araştırma alanı olması açısından önemlidir. Fakat bu çalışmalarda ve stratejik yaklaşımlarda diğer devletler ve aktörler de gözardı edilmemelidir.