Rewriting the Cinderella Tale: A Comparative Review of Prince Cinders and Vegetarian Cinderella Picture Books


Creative Commons License

Özgürbüz M. E.

Litera: Dil, Edebiyat ve Kültür Araştırmaları Dergisi, vol.31, no.2, pp.757-782, 2021 (Journal Indexed in ESCI)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 31 Issue: 2
  • Publication Date: 2021
  • Doi Number: 10.26650/litera2021-871307
  • Title of Journal : Litera: Dil, Edebiyat ve Kültür Araştırmaları Dergisi
  • Page Numbers: pp.757-782

Abstract

Fairy tales, which are tools to consciously convey the norms of society to young minds, lead to many stereotypical roles, positions, and action patterns. This study analyses the picture books Prince Cinders and La Cenicienta Que No Quería Comer Perdices (literally translated as Cinderella Who Wouldn’t Eat Partridges, but given the title Vegetarian Cinderella in the Turkish version) with a postfeminist focus. In these books, which were written twenty years apart and from two types of literature, the tale of Cinderella is rewritten with original touches, the viewpoint is changed, and perceptions such as sexism and powerlessness are deconstructed. In the books, the validity of binary structures is questioned, and this article discusses whether clichés are produced while challenging radical situations. In addition, the similarities and differences detected during the rewriting process will be emphasized. The theoretical framework of the study is postfeminist theory; the methods of the study are deconstruction, which is a poststructuralist method, intertextuality and intersemiotics. In the study, text and picture-oriented analysis will be used from an interpretative perspective to determine what the text and picture assume or imply, even if this is not explicitly said. The widespread impact of the study is to emphasize the idea of difference by demonstrating that picture books reject imposed masculine domination and demand the characters’ right to think differently, make different choices and be different by substituting the concept of autonomy for equality.

Toplumun normlarını bilinçli şekilde genç dimağlara aşılamaya araç olan masallar; bilinçaltında, taraflı bir yaşam senaryosu için çok sayıda klişeleşmiş rol, konum ve eylem değerine yol açmaktadır. Bu çalışmada, Külkedisi masalının özgün dokunuşlarla yeniden yazıldığı, bakış açısının değiştirildiği, cinsiyetçilik, güçsüzlük gibi algıların yapıbozuma uğratıldığı Külprensi ve Vejetaryen Külkedisi adlı resimli kitaplar odağında postfeminist bir çözümleme hedeflenmektedir. İki farklı edebiyattan seçilen, aralarında yirmi iki yıllık zaman farkı bulunan, toplumsal cinsiyet kurgularını farklı yaklaşım ve daha eşitlikçi bir perspektiften yansıtan eserlerde; ikiliklere dayandırılan pozisyonların mutlaklığı sorgulanacak, köktenci yapılarla mücadele edilirken klişeler üretilip üretilmediği tartışılacak ve yeniden yazım sürecinde tespit edilen benzerlik ve farklılıklar üzerinde durulacaktır. Çalışmanın özgün değeri; tek yönlü çocuk yetiştirme temayülünü besleyen klasik masalların, resimli çocuk kitapları aracılığıyla postyapısalcı yöntemlerle yapıbozuma uğratıldığının tespiti ve çok boyutlu kavramlar merkezinde mutlak ve ideal addedilen durumların reddedildiğinin, cinsiyetler arasında insan eliyle yaratılan sınırların belirsizleştiğinin ortaya konulmasıyla çoğulcu kültürel bir karşılaştırmanın mümkün kılınmasıdır. Çalışmanın teorik çerçevesini, tüm mağduriyetleri üstlenen postfeminizm; metodunu postyapısalcı teorilerin yöntemi olan yapıbozum ile çözümlenen resimli kitapların derin yapısına ulaşmak ve söylem çözümlemesini yapmak için kullanılan metinlerarasılık ve göstergelerarasılık oluşturmaktadır. Çalışmada anlamı derin yapıdan çıkararak metnin ve resmin açık açık söylemese de varsaydıklarını ya da ima ettiklerini tespit etmek için yorumlayıcı bakış açısıyla metin ve resim odaklı çözümleme yapılacaktır. Çalışmanın amaçladığı yaygın etki, yazılı ve görsel bir uyaran olarak öne çıkan resimli kitapların empoze edilen eril tahakkümü reddettiğinin ortaya konulmasıyla farklılık fikrine vurgu yapılması, eşitlik yerine özerklik kavramının konularak farklı düşünme, farklı tercihlerde bulunma ve farklı olabilme hakkının talep edilmesidir.