Mavi Atlas, cilt.14, sa.1, ss.248-261, 2026 (TRDizin)
Bu çalışmanın amacı, Abdulrazak Gurnah’nın Deniz Kenarında adlı eserini kültürel taklitçilik ve melezlik kavramlarını birleştirerek incelemek ve bu iki dinamiğin çok katmanlı bir kimlik krizini nasıl şekillendirdiğini açıklamaktır. Homi Bhabha’nın taklitçilik, melezlik ve “Üçüncü Alan” teorilerine odaklanan bu çalışma, romanın ana karakterleri Latif Mahmut ve özellikle Salih Ömer’in, sürgünde hayatta kalmak için sahte bir kimlikle iki farklı kültürel dünya arasında nasıl gezindiğini araştırmaktadır. Ancak, Salih’in taklitçiliği gerçek bir aidiyet yaratmak yerine yabancılaşma ve içsel ötekileşmesini pekiştirmektedir. Onun karakter deneyimleri, melezliğin kültürel müzakerenin yaratıcı bir alanı olmaktan ziyade, varoluşsal bir yerinden edilme alanı olma eğiliminde olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır ve ilk olarak sömürge etkisi altında kimlik oluşumunu anlamak için kuramsal temelleri ortaya koymaktadır. Ardından, Gurnah’nın karakterlerinin, sessizlik ve yabancılaşmaya yol açan taklitçilik ve melezliği nasıl örneklendirdiğini incelemektedir. Son olarak, anlatı ve insan ilişkilerinin kimliğin yeniden inşasında nasıl katalizör görevi gördüğünü araştırır. Bu çalışma, Gurnah’nın sömürgecilik sonrası bireyleri kültürler arasında belirsiz kalmış ne geçmişi yeniden inşa edebilen ne de hedef topluma entegre olabilen figürler olarak tasvir ettiğini savunmaktadır. Sessizlik, yerinden edilme ve kimliğin manipülasyonunun analizi yoluyla bu çalışma, melezliğin ve taklitçiliğin yıkıcı yapısını vurgulamakta ve sömürgecilik sonrası kimlik oluşumunun birlikten çok parçalanma ve yabancılaşma ile karakterize olduğunu savunmaktadır.
The aim of this study is to examine Abdulrazak Gurnah’s By the Sea through the combination of cultural mimicry and hybridity to explain how these two dynamics shape a multi-layered identity crisis. Focusing on Homi Bhabha’s mimicry, hybridity and “Third Space” theories, this study explores how the main characters of the novel sustain their lives; Latif Mahmud and especially focusing on Saleh Omar who navigates between two different cultural worlds within a false identity to survive his exile. However, his mimicry fails creating an authentic belonging; rather, it increases the alienation and internal fragmentation. His experiences reveal that hybridity may tend to be a zone of existential dislocation, rather than a creative place of cultural negotiation. This study argues that Gurnah portrays the postcolonial subject as suspended between cultures and able to neither reconstruct the past nor integrate into the target society. As the study is structured in three chapters, it first establishes the theoretical foundations for understanding identity formation under colonial influence. It then analyses how Gurnah’s characters exemplify mimicry and hybridity that converge to produce silence and alienation. Finally, it explores how narrative and human connection act as catalysts for identity reconstruction The study finds that the interplay of mimicry and hybridity results in a double consciousness that leaves the characters initially voiceless and isolated. Through the analysis of silence, displacement and manipulation of identity, this study highlights the destructive structure of hybridity and mimicry, arguing that postcolonial identity formation is characterized more by fragmentation and alienation than by unity.