Sivil Toplum Kuruluşlarının Başarılı Ve Eksik Yönleriyle Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Faaliyetleri


Creative Commons License

KÖSE İ.

III. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Kongresi, Trabzon, Türkiye, 12 - 13 Eylül 2019, cilt.3, ss.59-72

  • Cilt numarası: 3
  • Basıldığı Şehir: Trabzon
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.59-72

Özet

Ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla vatandaşlık kavramının öneminin artması, insanların kendi ülke sınırları
içerisinde farklı haklara sahip olmasına neden olmuştur. Zamanla insanların yaşam biçimleri değişmiş ve
insanlar vatandaşı olduğu ülkelerini çeşitli nedenlerle terk etmek zorunda kalmıştır. Çeşitli rahatsızlıkları
nedeniyle yaşadıkları yerleri terk eden bu insanlar, bilinmezliğe doğru göç etmiştirler. Dünya tarihinin
başlangıcından bugüne kadar insanı kendisine özne yaparak devam eden bir süreç olan göç, çeşitli zamanlarda
şekil değiştirmiş olsa dahi kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte bilinirliği artmış ve birçok
disiplinin çalışma alanı haline gelmiştir. Anadolu coğrafyası da tarih boyunca göç yollarının en önemli geçiş
güzergâhı olmuş ve birçok göçmeni içinde barındırmıştır. Türkiye’nin sahip olduğu bu jeopolitik ve jeostratejik
niteliği, çağlar boyunca göçmenler için transit veya hedef ülke olmasında önemli bir rol oynamıştır. Yirminci
yüzyılın en büyük göç hareketini ortaya koyan Suriye krizi de yine önemli ölçüde Anadolu odaklı bir süreci
ortaya koymaktadır. Bu çerçevede 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle milyonlarca Suriyeli,
ülkelerini terk ederek Türkiye, Lübnan, Ürdün gibi birçok ülkeye göç etmiştirler. Bu göç krizi, Türkiye başta
olmak üzere hem bölgesel hem de uluslararası alanda dünyayı etkilemiştir. Avrupa’ya geçme amacıyla
doğusundaki ülkelerden yasal/yasal olmayan yollarla sürekli bir göç hareketiyle karşılaşan Türkiye’deki
Suriyeli sığınmacı sayısı gittikçe artmıştır. “Açık kapı” politikası çerçevesinde Türkiye’ye giriş yapan bu
Suriyelilere “geçici koruma statüsü” verilmiştir. Gerek mesafe yakınlığı gerekse de komşuluk ilişkilerinden
ötürü Türkiye’nin yoğun bir sığınmacı akınına ev sahipliği yaptığı görülmektedir. Küresel aktörlerin de bu
Suriye krizini çözmeye pek istekli olmamaları orta ve uzun vadede Suriye’de istikrarın yakalanamayacağını ve
Suriye Krizinin bölgesel bir istikrarsızlık kaynağı olmaya devam edeceğini göstermektedir. Öyle ki Suriye
Krizinin üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen Suriye krizi henüz çözüme kavuşturulamamıştır. Bu doğrultuda
Türkiye’de kalma süreleri uzadıkça uzayan Suriyeli sığınmacılar, ekonomik, sosyal, kültürel gibi çok boyutlu
sonuçları olan göç krizine yol açmıştır. Günümüze kadar yaşanan göçlerin sonuçlarına yönelik araştırmalara
bakıldığında ise, göçün toplumsal anlamda birçok sorunu beraberinde getirdiği görülmüştür. Suriyeli göçü de
zorunlu ve plansız bir yer değiştirme olmasından dolayı, sığınmacıların ve ev sahibi toplumun sorunlar
yaşamasına neden olmuştur. Suriyeli sığınmacıların ülke geneline yayılması ve kontrol altına alınmalarında
yaşanan eksiklikler nedeniyle Türkiye’yi iç problemlerle karşı karşıya bırakmıştır. Sayıları her geçen gün artan
Suriyeli sığınmacılara her anlamda destek elini uzatan ve kendi problemleriyle başa çıkma gayreti içerisinde
bulunan Türkiye, özellikle eğitim, sağlık, iş gücü ve istihdam alanında kendisine sığınan milyonlarca Suriyeli
sığınmacıya milyarlarca dolar para harcamış ve büyük uğraşlar vermiştir. Suriyeli sığınmacıların barınma,
eğitim, sağlık, iş gücü ve istihdam benzeri sorunlarının çözümü için yapılan bu uğraşlar sadece devlet
harcamalarıyla sınırlı olmayıp aynı zamanda sivil toplum kuruluşları eliyle de yapılmaktadır. Bu hususta gerek
merkezi yönetim gerekse yerel yönetimler Suriyeli sığınmacılar sorununda yoğun bir çalışma içerisindedirler.