BÜYÜK OYUN'UN KÜÇÜK AKTÖRÜ ŞERİF HÜSEYİN


KÖSE İ.

Kronik Yayınevi, İstanbul, 2018

  • Basım Tarihi: 2018
  • Yayınevi: Kronik Yayınevi
  • Basıldığı Şehir: İstanbul

Özet

Osmanlı tarihinde bir seferde yaşanan en büyük toprak kaybı 1916 yılı Haziran ayında Şerif Hüseyin’in elebaşılığını yaptığı Arap İsyanı ile gerçekleşmiş, isyan sonucunda Arap Yarımadası Osmanlı Devleti’nden bir bütün olarak kopmuştur. Bu dramatik olay sadece Yarımada’yı Türk idaresinden ayırmamış, beraberinde bir dizi felaket ve sonu belirsiz savrulmayı da getirmiştir. İsyan, İngilizlerle işbirliği yapan Şerif Hüseyin, dört oğlu ve merkez karargâhları Şam’da bulunan Arap milliyetçileri tarafından örgütlenmiştir.  

Arap İsyanı’nın 102; I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 100. yıldönümünde olmamıza rağmen; gerek asilerin elebaşı Şerif Hüseyin ile isyanının gelişimi ve gerçekleşme süreciyle ilgili, gerekse isyanın kapsamı hakkında tartışmalar halen devam etmektedir. Toplumu bilgilendirip, bilinmeyen konular hakkında aydınlatma iddiasındaki araştırmacılar ve bilim insanları için tarafsızlık, objektif yaklaşım, ideolojik, skolastik düşünce kalıplarından uzak durmak bir araştırmanın güvenilirliğiyle sıhhati için olmazsa olmaz ön şartlardır. Araştırmacıların amacı tarihte yaşanmış, kendi şartları içinde taraftar ya da muhalif toplamış bir görüşü, vakayı ya da gelişmeyi haklı ya da haksız çıkarmak değil; elde edilebilen veriler doğrultusunda gerçekleri ortaya koymaktır. Ortaçağ hastalığı olup maalesef günümüzde de görülebilen cemaat asabiyetiyle örülü skolastik, ideolojik yaklaşımlar; kendi gibi düşünmeyenleri aşağılayacak ifade ve kalıplar bilimsel terbiyeye, akademik etiğe aykırı olduklarından konjoktürel parlamalar sonrasında tarihin zaman değirmeninde iz bırakmadan yok olup giderler.

Arap isyanının gelişimini irdeleyen İngiliz Arşiv Belgelerinde Arap İsyanı[1] adlı çalışmada, Arap ayaklanma hareketinin gelişimi ve neden bu şekilde adlandırılması gerektiği açıkça ortaya konulmuş, elebaşı Şerif Hüseyin hakkında bilgi verilmişti. İsmini burada zikretmenin bilimsel anlamda bir değeri olmayıp, topluma tarih dikte etme amacındaki bir kısım şahıslar söz konusu keyfiyeti anlayamamış olacaklar ki; yukarıda dile getirilen önyargılarla isyanın “Hicaz İsyanı/Şerif Hüseyin İsyanı” şeklinde isimlendirilmesinin gerekliliğini tarihi gerçekleri zorlayacak biçimde ileri sürmektedirler. Hatta bu savlarını destekleyebilmek için isyanın hemen bütün kabahatini İttihat Terakki Yönetimi’ne (İTC) yıkmakta, İTC yöneticilerinin Mason olduğu iddiasıyla Asi Şerif Hüseyin’i haklı çıkarmaya çalışmaktadırlar. Bahse konu savlar o kadar yanlı bir asabiyetle kurgulanmaktadır ki; Şerif Hüseyin bu beyzadelerin nezdinde gördüğü itibarı Arap Yarımadası’nda iktidar yılları dahil hiçbir dönemde görememiştir. Ayrıca, arşiv vesikalarının değerini anlamaktan aciz söz konusu şahıslar, araştırmalarda ikincil kaynakların kullanılmamış olmasını eksiklik kabul etmektedirler. Oysa bir araştırmanın sıhhati birincil kaynakları kullanma yoğunluğuyla doğru orantılıdır.

 


[1] İsmail Köse, İngiliz Arşiv Belgelerinde Arap İsyanı, Kronik Yayınları: İstanbul, 2018.