Quality of life and psychiatric symptoms in the patients with type 2 diabetes mellitus


Creative Commons License

Özdemir I., HOCAOĞLU Ç., KOÇAK M. , Ersöz H. O.

Dusunen Adam, cilt.24, ss.128-138, 2011 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri) identifier

  • Cilt numarası: 24 Konu: 2
  • Basım Tarihi: 2011
  • Doi Numarası: 10.5350/dajpn2011240206
  • Dergi Adı: Dusunen Adam
  • Sayfa Sayıları: ss.128-138

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı, tip 2 Diabetes Mellitus (DM) tanılı hastalarda depresyon ve anksiyete düzeyleri ile sosyodemografik değişkenler arasındaki ilişkiyi araştırmak ve tip 2 DM’li hastaların tedavisi için multidisipliner yaklaşımın önemini vurgulamaktır.

Yöntem: Çalışmaya, Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Endokrinoloji polikliniğinde, tip 2 DM tanısı ile izlenen, ardışık poliklinik başvuruları olan hastalar arasından seçilen 100 hasta dahil edildi. Yüz kişilik gönüllü kontrol grubu, yaş, cinsiyet, medeni durum açısından hasta grubuyla eşleştirilerek oluşturuldu. Tüm katılımcılara, sosyodemografik veri toplama formu, Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HAD) ve Kısa Form-36 (SF-36) uygulandı.

Bulgular: Tip 2 DM’li hastalarda, kontrol grubuna göre, SF-36 alt ölçeklerinin tümünün ortalama puanlarının daha düşük olduğu bulundu. HAD Anksiyete (HAD-A) ve HAD Depresyon (HAD-D) ortalama puanları karşılaştırıldığında, diyabetli hastaların ortalama puanlarının kontrollerinkine göre daha yüksek olduğu belirlendi. Bu fark HAD-D için anlamlı iken HAD-A için anlamlı değildi. Hasta ve kontrol grubunda, depresyon ve anksiyete düzeyleri ile yaşam kalitesi alt alanları arasında negatif yönde bir ilişki olduğu belirlendi. Cinsiyete göre HAD-A ve HAD-D ortalama puanları karşılaştırıldığında, her iki grupta da kadınların her iki alt ölçek ortalama puanlarının erkeklerin puanlarına göre daha yüksek olduğu tespit edildi. Cinsiyet ile SF-36 alt alan puanları arasındaki ilişkiye bakıldığında, kadınlarda yaşam kalitesi alt alanlarının tümünde, alınan ortalama puanların erkeklerinkine göre daha düşük olduğu saptandı. Hastalarda, diyabet sürelerine göre HAD-A ve HAD-D ortalama puanları karşılaştırıldığında, diyabet süresi arttığında HAD-A ve HAD-D ortalama puanlarının arttığı, ancak bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı saptanmıştır. 

Sonuç: Bu çalışmada, diyabetin hastaların yaşam kalitesini son derece olumsuz etkilediği ve tip 2 diyabetli hastalarda çok sayıda ruhsal belirtinin klinik tabloya eşlik ettiği saptanmıştır. Çalışmamız, klinikler arasında konsültasyonun ve liyezonun gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Objective: The purpose of this study is to measure the depression and anxiety levels, to investigate their associations with sociodemographic variables and to emphasize the importance of multidisciplinary approach for the follow up and treatment of patients with type 2 diabetes mellitus (DM).

Method: We enrolled randomly selected 100 consecutive patients with type 2 DM, admitted to the outpatient clinic of endocrinology. Age, gender and marital status matched 100 volunteers served as control group. Sociodemographic data form and Hospital Anxiety and Depression Scale (HAD), Short Form-36 (SF–36) were  performed for all participants.

Results: For SF–36, all subscale mean scores were found to be lower in type 2 DM patients as compared to control group. HAD-Anxiety (HAD-A) and HAD-Depression (HAD-D) mean scores in the group of patients were found to be higher than the mean scores of the control group. The difference was significant for HAD-D, whereas negligible for HAD-A. In both patient and control groups, subscales of life quality were found to be negatively correlated with both depression and anxiety. Comparing the HAD-A and the HAD-D mean scores according to the gender, both subscale mean points were higher in female than male in both groups. When the SF-36 subscale scores for males and females were compared, it was found that females have lower scores in all the subscales. HAD-A and HAD-D mean scores were found to be positively correlated with the duration of diabetes, however, this correlation was not statistically significant.

Conclusions: In this study, it was found that type 2 DM have extremely deteriorated the quality of life of the patients and caused many psychological signs accompanying clinic. Thus, our study has shown the necessity of consultation and emphasizes the liaison for clinics.