Bir dermatoloji servisinde yatan eritrodermik hastaların klinik özellikleri: Retrospektif tek merkezli bir çalışma
Türkderm Türk deri hastalıkları ve frengi arşivi, cilt.60, sa.1, ss.7-15, 2026 (ESCI, Scopus, TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 60 Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.4274/turkderm.galenos.2025.33958
- Dergi Adı: Türkderm Türk deri hastalıkları ve frengi arşivi
- Derginin Tarandığı İndeksler: Emerging Sources Citation Index (ESCI), Scopus, TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.7-15
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Karadeniz Teknik Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Amaç: Eritrodermi, derinin büyük bir bölümünü etkileyen yaygın eritem ve pullanma ile karakterize edilen enflamatuvar bir durumdur. Yıllık insidansının yaklaşık 100.000’de 1 olduğu tahmin edilmektedir. Eritrodermi tanısıyla hastaneye yatırılan hastaların demografik ve klinik özelliklerini, tedavilerini ve tedaviye yanıtlarını değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli çalışmaya 1 Ocak 2013 ile 1 Haziran 2023 tarihleri arasında hastaneye yatırılan eritrodermi hastaları retrospektif olarak dahil edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 37'si kadın (%34,2) ve 71’i erkek (%65,7) olmak üzere 108 hasta dahil edilmiştir. Hastaların yaş ortalaması 59.0±20. Bir yıl olup, erkekler kadınlara göre daha ileri yaştadır. Eritroderminin en yaygın üç nedeni psoriasis (n=44), atopik dermatit (n=17), ilaç reaksiyonları (n=17) ve mikozis fungoides (MF) (n=16) idi. Enflamatuvar dermatozlar (%60,8), ilaca bağlı reaksiyonlar (%22,5) ve neoplastik durumlar (%15,7) eritrodermiye neden olan en yaygın hastalık gruplarıydı. Psoriasis, atopik dermatit ve MF erkeklerde kadınlardan daha yaygındı. Antibiyotikler eritrodermiden sorumlu en yaygın ilaç grubuydu. Eritrodermik hastalarda en sık görülen bulgular eritem/skuamasyon ve kaşıntı olup tüm hastalarda gözlendi. Atopik dermatit hastalarına kıyasla, psoriasis hastalarında tırnak distrofisi ve periferik ödem görülme olasılığı daha yüksekti. Buna karşılık, ilaçla ilişkili reaksiyon grubunda yüz ödemi daha yaygınken, MF grubunda Omnibus fenomeni ve lenfadenopati daha yaygındı. Sonuç: Eritrodermi acil müdahale gerektiren dermatolojik bir durumdur. Yaygın nedenlerinin belirlenmesi, ilişkili morbidite ve mortalitenin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Background and Design: Erythroderma is an inflammatory condition characterized by widespread erythema and scaling affecting most of the skin surface. Its annual incidence is estimated to be approximately 1 in 100,000. We aimed to evaluate the demographic and clinical characteristics, treatments, and treatment responses of patients hospitalized with erythroderma. Materials and Methods: This single-center study retrospectively included patients with erythroderma who were hospitalized between January 1, 2013, and June 1, 2023. Results: The study included 108 patients, 37 of whom were female (34.2%) and 71 were male (65.7%). The mean age of the patients was 59.0±20.1 years, with males being older than females. The three most common causes of erythroderma were psoriasis (n=44), atopic dermatitis (n=17), and drug reactions (n=17), followed by mycosis fungoides (MF) (n=16). Inflammatory dermatoses (60.8%), drug-related reactions (22.5%), and neoplastic conditions (15.7%) were the most common disease groups associated with erythroderma. Psoriasis, atopic dermatitis, and MF were more common in men than in women. Antibiotics were the most common drug group responsible for erythroderma. Erythema/squamation and pruritus were the most common findings in all patients with erythroderma. Compared to patients with atopic dermatitis, those with psoriasis were more likely to have nail dystrophy and peripheral edema. In contrast, facial edema was more common in the drug-related reaction group, whereas the Omnibus phenomenon and lymphadenopathy were more common in the MF group. Conclusion: Erythroderma is a dermatological condition that requires urgent intervention. Identifying its common causes can help reduce the associated morbidity and mortality.