The role of Mongol invasion in the spread of sufizm in Anatolia


Creative Commons License

Yılmaz E.

Other, pp.1-143, 2015

  • Publication Type: Other Publication / Other
  • Publication Date: 2015
  • Page Numbers: pp.1-143

Abstract

The migration movements during the Seljukid Era can be analysed in three periods. In the first period the immigrants sought for suitable lands to setle in. The second period corresponds to the completion of the settling process whereas the third period led to the Turkification and Islamization of Anatolia. Happening concurrently, it would not be wrong to argue that the Turkification and Islamization of Anatolia through the help of the immigration of intellectuals was a result of the immigrations caused by the Mongol invasion from the east. When the Mongols started to conquer all the territories from Central Asia deep into Mesopotamia, this forcible push terrified all of the Muslim world and indirectly caused the spread of sufism in Anatolia. The tribes escaping the Mongol wrath began to migrate westwards from the territories of Transoxiana and Khrosan. This continuous influx of people into the Middle East and Anatolia lasted for over half a century. This migration movement was one of the most significant and large scale mass movements of all times. Therefore, among the large masses of immigrants composed of Turcoman people, there were men of all trades including rich merchants, intellectuals, artists, sheiks and dervishes. The political, social, economic and cultural structure of Anatolia in the 13th century and the reigning Seljukid sultan of the time, Alaeddin Keykubad’s patronage of scholars and sufis in particular, laid the grounds for the development and institutionalization of Sufism in Anatolia. Hence, Anatolia became a safe haven for religious scholars, sufis and dervishes alike who escaped their homes under the threat of the Mongols

Selçuklular döneminde meydana gelen göçleri üç dönem şeklinde inceleyebiliriz. Bu göç dönemlerinden birincisi arayış, ikincisi yurt tutuş, üçüncüsü de entelektüel göçlerle Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşması olarak isimlendirilebilir. Entelektüel göçlerle Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşması daha çok Moğol istilâsı ile birlikte meydana gelen göçlerle olduğunu söylemek mümkündür. Orta Asya’da başlayan Moğol istilâsı, bütün bir İslâm dünyasına dehşet saçarken, tasavvufun Anadolu’da yayılması noktasında son derece önemli bir rol oynamıştır. Moğolların önünden kaçmak üzere başlayan bu göçler, Maveraünnehir ve Horasan bölgelerinden batı yönüne doğru sürekli bir biçimde devam etmiştir. Ayrıca Moğolların sebep olduğu ve XIII. yüzyılda Anadolu’ya doğru meydana gelen bu göçler, o ana kadar bu topraklara yapılan göçlerin en yoğun ve en önemlilerindendir. Nitekim Anadolu’ya gelen Türkmen kitleleri içinde çeşitli mesleklere ve statülere sahip insanlar bulunmakla birlikte bunlar arasında zengin tacirler, fikir ve sanat adamları, şeyhler ve dervişler de bulunmaktaydı. XIII. yüzyıl Anadolusu’nun siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel yapısı ve özellikle Alaaddin Keykubat’ın din adamlarına, alimlere ve mutasavvıflara karşı büyük bir saygı göstermesi tasavvufun gelişip kurumsallaşmasına uygun bir ortam hazırlamıştır. Bu nedenle Anadolu, Moğollar’dan dolayı evlerini barklarını bırakıp kaçan mutasavvıf şeyh ve dervişlerin, ilim ve fikir adamlarının bir sığınma merkezi haline gelmiştir.