ALVARLI HÂCE MUHAMMED LUTFÎ EFENDİ’NİN ŞİİRLERİNDE AYNA SEMBOLİZMİ


KARADAYI O. N.

Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, no.43, pp.306-329, 2015 (National Refreed University Journal)

  • Publication Type: Article / Article
  • Publication Date: 2015
  • Title of Journal : Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
  • Page Numbers: pp.306-329

Abstract

Abstract
One of the recent Nakşi-Halidi sheikhs, Alvarlı Muahmmed Lutfi Efendi usually uses Mirat/ the mirror as one of the symbolic expressions in his poems, generally to symbolize heart, universe and insan-ı kamil. In this regard, heart is the eternal mir’at of God, universe is the indicator of Power, and insan-ı kamil is the greatest reflection of God. All the prophets especially Hz. Muhammed, ehl-i beyt and naqshbandi chain are at the position of a mirror which reflects the divine wisdom. Hz. Muhammed is like a central mirror from which the divine light of God reflects onto the other mirrors. The divine light reflecting from this mirror   reaches both the mirrors of other prophets via its heavenly light and the mirrors of Velis via its soul. In our study, the poems of Alvarlı Efe are analyzed from the tasavvufi perspective in the context of mirror symbolism.  

 

Özet
Son dönem Nakşî-Hâlidî şeyhlerinden biri olan Alvarlı Muhammed Lutfî Efendi’nin (m. 1868-1956), şiirlerinde sıklıkla kullandığı sembolik ifadelerden biri olan mir’at/ayna, genel olarak gönlü, âlemi ve insan-ı kâmili sembolize etmektedir. Buna göre gönül, Allah’ın ezel mir’atı; âlem, kudretinin göstergesi, insan-ı kâmil ise Hakk’ın en mükemmel tecellîgâhı olmuştur.  Başta Hz. Muhammed olmak üzere bütün peygamberler, ehl-i beyt ve nakşbendî silsilesi ilahî hikmetlerin yansıdığı bir ayna konumundadır. Hz. Muhammed, feyz-i ilâhînin kendisi vasıtasıyla diğer aynalara yansıdığı merkezi bir ayna gibidir. Bu aynadan yansıyan feyz-i ilâhî, nûru vasıtasıyla diğer peygamberlerin, ruhu vasıtasıyla da velilerin aynalarına yansır.  Çalışmamızda Alvarlı Efe’nin şiirleri ayna sembolizmi ekseninde ele alınarak tasavvufî perspektiften değerlendirmeye tabi tutulacaktır.