1939 TÜRKİYE–ABD TİCARET ANLAŞMASININ GATT ÖNCESİ ULUSLARARASI TİCARET HUKUKU AÇISINDAN İNCELENMESİ


Creative Commons License

Durmuş M. T.

ASES XIII. INTERNATIONAL SOCIAL SCIENCES CONGRESS, Trabzon, Türkiye, 11 - 13 Eylül 2026, ss.876-889, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Trabzon
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.876-889
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Karadeniz Teknik Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Türkiye, 1930’lu yıllarda dış ticaret ilişkilerini büyük ölçüde ikili ticaret, kliring ve tediye anlaşmaları aracılığıyla yürütmüştür. Bu dönemde özellikle Nazi Almanyası ile geliştirilen kliring mekanizması, Almanya’nın Türkiye’nin dış ticaretindeki ağırlığını önemli ölçüde artırmış ve 1930’ların ortalarında iki ülke arasındaki ticaret Türkiye’nin toplam dış ticaretinin yaklaşık yarısını oluşturmuştur. Türkiye, II. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, 1 Nisan 1939 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile

Türkiye–ABD Ticaret Anlaşması imzalamıştır. Anlaşma, Türkiye’nin dış ticaretini farklı bir pazar ve ticaret ortağı üzerinden çeşitlendirmesine imkân sağlamış, II. Dünya Savaşı esnasında yaşanan ekonomik ve finansal koşulların daha da zorlaşmasının önüne geçmiş ve bu ikili ticaret ilişkisi savaş sonunda diplomatik ilişkilerin ilerlemesine yardımcı olmuştur. Bu çalışma, öncelikle 1939 Türkiye– ABD Ticaret Anlaşması’nın ortaya çıkışını, müzakere ve kabul sürecini ve taraflara yüklediği temel yükümlülükleri incelemektedir. İkinci olarak, anlaşmanın hükümleri dönemin Türkiye’nin diğer devletlerle yaptığı ticaret ve kliring anlaşmaları ve daha sonra Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) içerisinde çok taraflı olarak kurumsallaşacak temel uluslararası ticaret hukuku ilkeleriyle karşılaştırmaktadır. Karşılaştırmalı inceleme, 1939 Türkiye–ABD Ticaret Anlaşması’nın dönemin ticaret anlaşmaları ve daha sonra GATT kapsamında kurumsallaşan temel ticaret hukuku ilkeleriyle önemli ölçüde benzerlik taşıdığını, buna karşılık kliring anlaşmalarının esas olarak ödeme ve hesaplaşmaya ilişkin teknik ve prosedürel konuları düzenlemesinden dolayı farklılaştığını ortaya koymaktadır. Bu yönüyle 1939 Anlaşması, GATT’ın ortaya çıkışından önce, GATT kapsamında daha sonra çok taraflı olarak kurumsallaşacak bazı temel ticaret hukuku ilkelerini ikili düzeyde yansıtan bir “mini-GATT” örneği olarak değerlendirilebilir. Çalışma son olarak, 1939 Anlaşması deneyiminin, günümüzün artan jeopolitik ve ticari belirsizlikleri karşısında Türkiye’nin pazar çeşitlendirmesi ve ticaret anlaşmalarını politika aracı olarak kullanması hususunda taşıdığı anlamı vurgulamaktadır.