Ağrılı Subakut Tiroiditli olgularımızın Klinik, Laboratuar ve Tedavi Sonuçlarının Değerlendirilmesi


Ukinc K., EREM C. , ERSÖZ H. Ö. , Hacihasanoglu A. B. , KOÇAK M.

27.Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kongresi, İstanbul, Türkiye, 16 - 18 Eylül 2004, ss.45

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.45

Özet

GİRİŞ: Subakut tiroidit, tiroidin inflamatuvar ve kendini sınırlayan hastalığıdır (1). Subakut tiroidit’in en iyi bilinen kliniği hastalığın başlangıcında tiroid lojunda ağrı ve eşlik eden tirotoksikoz bulgularıdır (2). sTSH seviyesinde baskılanma, tiroid bezinde radyoaktif iyot tutulumunun azalmış olması ve eritrosit sedimantasyon hızında artma majör laboratuvar bulgularıdır (3-5). Teşhis klinik ve laboratuvar bulgular ile konulur.

AMAÇ: Subakut tiroiditli hastalarımızın tirotoksik klinik ve laboratuvar bulgularını ve tedavinin etkinliğini değerlendirmek amaçlandı. MATERYAL-METOD: Son 1 yıl içinde KTÜ Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma hastalıkları kliniğimize ayaktan başvuran ve subakut tiroidit tanısı konulan 37 hasta (29 (%78) kadın ve 8 (%22) erkek) çalışma grubu oluşturuldu. Hastaların başvuru anındaki klinik belirtiler (Tablo 1) sorgulandı. Laboratuvar incelemesinde tüm hastalardan tiroid fonksiyon testleri, tam kan sayımı, eritrosit sedimantasyon hızı, biyokimya değerleri, tiroid oto antikorları, tiroid USG ve Tc-tiroid sintigrafisi çalışıldı. Klinik olarak tiroid lojunda ağrı ve tirotoksikoz bulguları olan ve laboratuvar bulgularından sedimantasyon yüksekliği, tiroid oto antikorları negatif olan, tiroid sintigrafik çalışmasında radyonükleid tutulumu azalmış ve/veya tutulum saptanmayan ve sTSH baskılı hastalar subakut tiroidit olarak kabul edildi. Hastaların başlangıç laboratuvar değerleri, tiroid boyutları (Tablo 2) kayıt edildi. Tüm hastalara tirotoksikoz semptomlarına yönelik olarak propranolol 3x20 mg başlandı. Hastaların tiroid lojundaki ağrı, tiroid bezinin sertliği ve boyutları fizik muayene ile değerlendirilerek antiinflammatuvar tedavi ve kliniği şiddetli olan iki hastaya steroid tedavisi başlandı. Bir grup hastanın inflammatuvar belirtileri çok silik olduğu için sadece betablokör ile takip edildi (Tablo 3). Antiinflammatuvar tedavide random olarak bir gruba aminosalisilik asit (Aspirin) 4x500 mg ve diğer gruba ibuprofen retard (yavaş salınımlı tablet) 1x1600 mg başlandı (Tablo 3). Tüm hastalar takip süresince 15 günde bir takip edildi. Hastaların aylık sTSH, serbest T3 ve serbest T4 düzeylerinin değişim grafikleri çıkartıldı. Tüm hastalar ötiroid dönemde tekrar aynı şekilde değerlendirildi. İstatistiksel olarak tüm grubun ve tedavi gruplarının başlangıç ve ötiroid dönemler arasında Paired T-test, tedavi grupları arasında Un-Paired T-test kullanılarak istatistiksel farklılıklar araştırıldı. Tedavi almayan, aspirin ve ibuprofen alan grupları karşılaştırmak için Oneway Anova testi yapıldı. Hastaların ötiroid dönemlerinden elde edilen değerlerden hipertirodi dönemindeki değerler çıkartılarak değişim (Δ) değerleri hesaplandı ve bu değerlerden Pearson korelasyon analizi yapıldı. p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı olarak kabul edildi.