Challenging Rehabilitation After Patellar Tendon Rupture in a Patient with Werner Syndrome


Baykal Şahin H., Demirulus S.

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bilimleri Dergisi, cilt.28, sa.3, ss.324-328, 2025 (TRDizin)

Özet

Werner sendromu (WS), erken yaşlanma belirtileri ve tendon kalsifikasyonları ve kas kaybı gibi çeşitli kas-iskelet sistemi komplikasyonları ile karakterize nadir bir otozomal resesif hastalıktır. Bu değişiklikler hastaları spontane tendon rüptürlerine yatkın hâle getirebilir. Bu yazıda, 5 yıl arayla bilateral spontane patellar tendon rüptürü gelişen 48 yaşındaki bir WS hastası sunulmuştur. İkinci operasyondan 2 ay sonra hareket kısıtlılığı nedeniyle rehabilitasyon programına alındı. Rehabilitasyon süreci, erken sinovit nedeniyle komplike hâle geldi ve egzersizlerin geçici olarak kesilmesini gerektirdi. Fizik tedavinin sonunda diz fleksiyonu yalnızca 60-65 dereceye kadar arttı ve hasta taburcu olurken hala koltuk değneklerini kullanıyordu. Bu vaka, WS hastalarında tendon iyileşmesi ve rehabilitasyonunun zorluğunu vurgulayarak, fonksiyonel sonuçları optimize etmek için erken ve bireyselleştirilmiş tedavi protokollerinin önemini vurgulamaktadır.

Werner syndrome (WS) is a rare autosomal recessive disorder characterized by features of premature aging and various musculoskeletal complications, including tendon calcifications and muscle wasting. These changes may predispose patients to spontaneous tendon ruptures. We present the case of a 48-year-old man with WS who experienced bilateral spontaneous patellar tendon ruptures 5 years apart. After surgical repair of the second rupture, rehabilitation was initiated 2 months postoperatively due to limited knee motion. The program was complicated by early synovitis, requiring temporary cessation of exercises and corticosteroid treatment. At the end of physical therapy, the patient’s knee flexion improved only to 60-65 degrees, and crutches were still needed at discharge. This case underscores the difficulty of tendon healing and rehabilitation in WS patients, emphasizing the importance of early intervention and tailored rehabilitation protocols to optimize functional outcomes.