Yüksek HbA1c Sonucuyla Başvuran Otoimmün Hemolitik Anemi Tanılı Hastanın Diabetes Mellitus Açısından Değerlendirilmesi
DAHUDER 5. ULUSAL DAHİLİYE KONGRESİ ( 5. UDK ), Antalya, Türkiye, 14 - 17 Mayıs 2026, ss.91-92, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Basıldığı Şehir: Antalya
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.91-92
- Karadeniz Teknik Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
OLGU: OİHA tanısıyla takipli, bilinen DM tanısı olmayan 60 yaşında kadın hasta, sol kolda uyuşma, kuvvetsizlik şikayetleriyle acil servise başvurmuştur. Semptomatik anemi sebebiyle hastaya 1 ünite ES transfüzyonu yapılmıştır. Takiplerinde hastada orta serebral arterde darlık ve ilgili beyin bölgesinde subakut-kronik infarkt tespit edilerek nöroloji servisine devredilmiştir. Etiyoloji açısından istenen HbA1c sonucu %9,4 (79,2 mmol/mol) olarak yüksek saptanmıştır. İstenilen konsültasyon sonrasında hasta tarafımızca takibe alındı. Servis takiplerinde APG ve parmak ucu glukoz ölçümleri 70-100 mg/dl arasında seyretti. İkinci saat tokluk değeri en fazla 126 mg/dl ölçüldü. Takipleri normoglisemik olan hastada DM düşünülmedi ve hastaya poliklinik kontrolü önerildi. Poliklinik başvurusunda hastada hiperglisemi semptomları yoktu. Kontrol HbA1c sonucu referans aralığından düşük (%3,1/10,6 mmol/mol), APG 87 mg/dl saptandı. Hastaya 75 g. OGTT yapıldı ve sonucu normal (0.saat: 93 mg/dl & 2. saat: 106 mg/dl) tespit edildi. Bütün olarak değerlendirildiğinde hastada DM tanısı dışlandı.
TARTIŞMA: DM, ülkemizde sık görülen, tanılı hasta sayısının her geçen gün arttığı, hiperglisemi ile seyreden bir sendromdur. Tanı yöntemleri farklılık göstermekle birlikte avantajları sebebiyle tanıda HbA1c kullanımı yaygındır. Hangi yöntemin hangi hasta grubunda kullanılacağı hususu özenle değerlendirilmelidir. hemoglobinopatilerde, hemolitik HbA1c anemi sonuçları, ve diğer anemilerde, kan transfüzyonu sonrasında veya kanama geçirilmesi durumlarında, eritropoezi artıran ilaç kullanımında, hemodiyaliz hastalarında ve gebelik gibi durumlarda gerçek glukoz ortalamasını göstermede uyumsuzluğa sebep olabilmekte ve tanı/tedavi açısından yanlış kararlara yol açabilmektedir. Bu sebeple bu gibi durumlarda tanı ve takip için HbA1c yerine plazma glukoz ölçümleri önerilmektedir. OİHA tanılı, anemisi olan ve yakın zamanda ES transfüzyonu yapılan vakamızda, ölçülen HbA1c sonucu ilk bakışta DM tanısını düşündürse de takiplerinde açlık ve tokluk plazma/parmak ucu glukoz ölçümleri, 75 g. OGTT sonuçları, diyabet semptomlarının olmaması sebepleriyle hastada DM tanısı dışlanmıştır. ES transfüzyonundan 5 ay sonra bakılan kontrol HbA1c sonucunun referans aralığa göre düşük gelmesi bu uyumsuzluğun bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Nitekim literatür örneklerinde de uyumsuz yüksek ve düşük HbA1c değerleri mevcuttur.
SONUÇ: Bu olgu sunumunda OİHA tanılı ve ES transfüzyonu yapılan bir hastada DM tanısı için HbA1c kullanılmasının yanlış tanıya sebep olabileceği bu sebeple diğer tanı yöntemlerinin kullanılması gerekliliğini vurguluyoruz. HbA1c ölçümü, diyabet tanı ve takibi için yaygın olarak kullanılan bir tanı aracıdır. Ancak, sonucun doğruluğunu etkileyebilecek çeşitli durumların dikkatle değerlendirilmesi önemlidir. HbA1c sonucu ile DM açısından uyumsuzluk tespit edildiğinde alternatif yöntemler kullanılmalıdır.