TÜRKÇEDE KISALTMA GRUPLARI
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2009
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜL YILMAZ
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): ASİYE MEVHİBE COŞAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada öncelikle kelime grupları ve bunların içinde de kısaltma gruplarının yapı ve kullanılış özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, Türkçenin ilk yazılı kaynakları olan Orhun Abideleri(OA) başta olmak üzere Kutadgu Bilig(KB), Mukkaddimetü'l Edeb(ME), Yunus Emre Divanı(YED), Dede Korkut Hikâyeleri(DKH) gibi klasik sayılan eserler ile farklı dönemleri temsil etmek üzere seçilen Sıfatu'l Haremeyn(SH), İntibah(İ), Handan(H), Beş Şehir(BŞ) ve Memleket Hikâyeleri(MH) gibi eserlerdeki kısaltma grupları tespit ve tasnif edilmiştir.Bu çalışmanın amacı, Türkçenin farklı tarihî dönemlerinde kısaltma gruplarının nasıl ve hangi sıklıkta kullanıldığını göstermek, bunların hangi kelimelerden kurulduğundan hareketle çeşitli dil bilgisi ve söz dizimi kitaplarında verilen bilgiler ışığında sınıflandırmalarını yapmaktır. Ayrıca bu sınıflandırmada tam olarak yerini bulamamış ve bazı araştırmacılar tarafından ikileme bazıları tarafından da kısaltma grubu olarak kabul gören el ele, göz göze, derinden derine, güle güle gibi yapıların kullanım sıklığı da tespit edilmeye çalışılmıştır.Öncelikle ?Kelime Grupları? ve ?Kısaltma Grupları?nın çeşitli dil bilgisi ve söz dizimi kitaplarında, ayrıca konuyla ilgili bazı makalelerde nasıl ele alındığı araştırılmıştır. Bu yapılırken kelime gruplarının ve buna bağlı olarak da kısaltma gruplarının tasnifinde, adlandırılmasında ve çeşitlerinde bazı fikir ayrılıklarının olduğu görülmüş ve bunlara dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada ise kısaltma grupları çeşidi olarak isnat, belirtme, yönelme, bulunma, ayrılma, ilgi, eşitlik, vasıta gruplarına ve kimi kalıplaşmış ifadelere yer verilmiştir.Çalışma sonucunda kısaltma grupları olarak kabul edilen yapıların Türkçenin ilk yazılı kaynaklarından itibaren kullanımda olduğu ve bu kullanımın Türkçenin gelişimiyle arttığı kanısına varılmıştır.