Diş çekimi sonrası oluşan bifosfonatla ilişkili çenelerin osteonekrozunda fotodinamik terapinin ve biyostimulasyonun tedavi etkinliklerinin hayvan modeli üzerinde karşılaştırılması
Tezin Türü: Diş Hekimliğinde Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Karadeniz Teknik Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: JAVID IKHTIYAROV
Danışman: Yavuz Tolga Korkmaz
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bifosfonatlar osteoklastların neden olduğu kemik rezorbsiyonunun arttığı iskeletsel hastalıkların tedavisinde uygulanan primer ilaçlardandır. Bifosfonatların uzun süreli kullanımı sonucu gelişen çene kemiğinin osteonekrozu (BRONJ) ciddi bir komplikasyondur. Amerikan Oral ve Maksillofasiyal Cerrahi Derneği (AAOMS), 2009 yılında yayınladıkları makalede, daha önce baş-boyun bölgesinden radyoterapi almamış, bisfosfonat kullanmış ya da kullanmakta olan hastaların çenelerinde 8 haftadan uzun süre mukozadan açığa çıkan kemik görüntüsünü ' bisfosfonata bağlı çene kemiği osteonekrozu (BRONJ)' olarak tanımlamıştır. Günümüzde BRONJ gelişen hastalarda birçok tedavi yöntemi kullanılmaktadır. Bunlar arasında; medikal tedavi, medikal/cerrahi tedavi ve medikal/cerrahi tedaviye ek olarak çeşitli destekleyici tedaviler bulunmaktadır. Destekleyici tedaviler arasında ise ozon tedavisi, hiperbarik oksijen tedavisi, trombosit konsantreleri, teriparatit tedavisi, DESL uygulamaları ve FDT tedavisi gibi yöntemler kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı; BRONJ modeli oluşturulan ratlarda diş çekimi sonrası düşük enerji seviyeli lazer (DESL) ve fotodinamik terapinin (FDT) kemik iyileşmesi ve yara iyileşmesi üzerine etkilerinin histolojik ve histopatolojik olarak incelenmesidir. Çalışmamızda toplam 32 rat kullanıldı. Ratlar her grupta 8 adet olmak üzere rastgele 4 gruba ayrıldı. Kontrol grubundaki ratlara 7 hafta boyunca haftada 2 defa olmak üzere %0.09' lik 0,45 ml steril salin intraperitonel olarak enjekte edildi. Diğer gruplara ise zoledronik asit intraperitonel olarak haftada 2 kez 7 hafta boyunca enjekte edildi. Bütün gruplarda ilk enjeksiyondan 3 hafta sonra diş çekimi yapıldı. Zoledronik asit grubuna herhangi bir tedavi uygulanmadı. Zoledronik asit+DESL grubundaki ratlara 0, 2, 4, 6, 8,10 ve 12. günlerde DESL biyostimulasyonu yapıldı. Zoledronik asit+FDT grubunda sokete metilen mavisi uygulanıp DESL ile aktivasyon yapıldı. Diş çekiminden 28 gün sonra tüm hayvanlar sakrifiye edildi. Kontrol grubu ile zoledronik asit gruplarında polimorfonükleer lökosit (PMNL) infiltrasyonu gözlemlenen alanların birbirine benzer olduğu saptanmıştır. Bunun aksine kontrol ve zoledronik asit gruplarına kıyasla zoledronik asit+DESL ve zoledronik asit+FDT gruplarında PMNL infiltratif alanların azalmış olduğu gözlenmiştir. Bununla beraber zoledronik asit+FDT grubunda zoledronik asit grubuna kıyasla infiltratif alanların anlamlı derecede daha az olduğu gözlenmiştir. Ancak zoledronik asit+DESL ve zoledronik asit+FDT grupları arasında infiltratif alanlar açısından anlamlı bir fark görülmemiştir. Çene kemiğine ait kesitler de gingivanın lamina propria tabakasındaki ödematöz alanlar ışık mikroskobu altında incelendiğinde kontrol ve zoledronik asit gruplarının benzer olduğu saptanmıştır. Bunun aksine, kontrol ve zoledronik asit gruplarına kıyasla zoledronik asit+DESL ve zoledronik asit+FDT gruplarında ödematöz alanların anlamlı olarak azalmış olduğu gözlenmiştir. Bununla beraber gingivanın lamina propria tabakasındaki ödematöz alanlar bakımından tedavi grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Zoledronik asit grubu çene kemiği kesitlerinde, çok katlı yassı epitel hücrelerindeki kayıplara bağlı olarak gözlemlenen ülseratif lezyonlarda artış ve epitel tabakası kalınlığında kontrol grubuna kıyasla azalma saptanmıştır. Bunun aksine zoledronik asit+DESL ve zoledronik asit+FDT gruplarında gingivanın epitel kalınlığının zoledronik asit grubuna kıyasla anlamlı olarak yüksek olduğunu saptanmıştır. Ayrıca zoledronik asitgruplarında çok katlı yassı epiteldeki hücre kayıpları zoledronik asit+DESL ve zoledronik asit+FDT grubuna kıyasla anlamlı olarak daha fazla olduğunu gözlemledik. Zoledronik asit grubu çene kemiği kesitlerinde nekrotik kemik miktarının kontrol grubuna kıyasla artmış olduğu saptanmıştır. Bunun aksine zoledronik asit grubuna kıyasla, zoledronik asit+DESL ve zoledronik asit+FDT grubunda nekrotik kemik kaybının azalmış olduğu saptanmıştır. Çalışma sonuçları değerlendirildiğinde, BRONJ modeli oluşturulan ratlarda FDT' nin inflamasyon, ödematoz alanlar, epitel kaybı ve nekrotik kemik skorlarının yer aldığı histopatolojik doku hasarı skorlamasında gösterdiği anlamlı sonuçlardan dolayı etkili bir yardımcı tedavi olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bifosfonat ile İlişkili Çenelerin Osteonekrozu, Fotodinamik Terapi, Düşük Enerji Seviyeli Lazer