Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp fakültesi dermatoloji polikliniği'ne başvuran hastalarda deri kanseri sıklığının belirlenmesi ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Karadeniz Teknik Üniversitesi, Tıp Fakültesi, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ARZU FERHATOSMANOĞLU

Danışman: Leyla Baykal Selçuk

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Deri kanserleri dünyada en sık görülen kanser türüdür ve insidansı her geçen yıl önemli ölçüde artmaktadır. Ülkemizde deri kanseri insidans verileri oldukça sınırlı olup, retrospektif verilerden elde edilmiştir. Çalışmamızda deri kanserlerinin (kutanöz skuamoz hücreli karsinom, bazal hücreli karsinom ve malign melanom) bir yıllık insidansını, bu hastaların sosyodemografik özelliklerini ve deri kanseri açısından risk faktörlerini ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı polikliniğine başvuran, anket doldurarak çalışmaya katılmak için onam veren tüm hasta ve hasta yakınları dahil edilmiştir. Çalışmaya onam veren bireylerin boy, kilo, vücut kitle indeksi, sigara- alkol kullanımı, çay- kahve tüketimi kaydedilmiştir. Bilinen kronik hastalıkları (hipertansiyon, diyabetes mellitus, hiperlipidemi, kardiyovasküler hastalık, hipo-hipertiroidi, deri ve deri dışı malignite öyküsü, organ nakli), takviye ilaç ve D vitamini kullanımları, güneşten korunma alışkanlıkları ve beslenme tarzı değerlendirilmiştir. Klinik olarak deri kanseri şüphesi olan lezyonlar eksize edilerek, patolojiye gönderilmiştir. Klinik ve histopatolojik olarak kutanöz skuamoz hücreli karsinom, bazal hücreli karsinom veya malign melanom tanısı alan hastaların, deri kanseri tipi, lezyon süresi, boyutu ve yerleşim yeri, ağrı kaşıntı-yanma vb semptom varlığı ve histopatolojik özellikleri kaydedilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza 7396 kişi dahil edildi, bunlardan 4324'ü (%58,5) kadın, 3072'si (%41,5) erkekti. Yaş aralığı 1 ile 96 arasında olup, ortalama yaş 37,18±2 idi. Yeni deri kanseri tanısı alan toplam 200 hasta tespit edildi ve topluluğun % 2,7'sini oluşturdu. 89 kişide (%1,2) bazal hücreli kanser(BHK), 85 kişide (%1,1) skuamöz hücreli kanser (SHK) ve 33 kişide (%0,4) malign melanom(MM) tespit edildi. 7 hastada birden fazla deri kanseri tipi mevcuttu. Yaş ortalamaları BHK, SHK ve MM için sırasıyla 64,2 (±13,8), 75,04 (±12,2) ve 62,85 (±20)'di. Tanı yaşı dağılımlarına bakıldığında çalışmamızdaki hastaların çoğunluğunu 61-80 yaş aralığındaki hastalar oluşturmaktaydı. 20 yaş ve altındaki kişilerin sadece birinde deri kanseri tespit edildi. Kontrol grubuyla kıyaslandığında, geçmişte sigara kullanım öyküsü olmasının BHK (p=0,024), SHK (p<0,001) ve MM (p=0,002) açısından; alkol kullanım öyküsü olmasının BHK(p<0,001) ve SHK(p<0,001) açısından risk faktörü olduğu saptandı. Geçmişte alkol kullanım öyküsü olup bırakmış olanlarda, SHK gelişimi açısından halen alkol kullananlara göre 13 kat daha yüksek risk gözlendi (OR: 13,782 (%95 GA: 3,636-52,244). Çalışmamızda kontrol grubuyla kıyaslandığında her gün çay tüketimi olması BHK (p=0,021), SHK(p=0,006) ve MM(p=0,002) açısından risk faktörü olarak izlenmiştir. Kontrol grubuyla kıyaslandığında her gün kahve tüketimi SHK(p<0,001) ve MM(p=0,049) açısından koruyucu faktör olarak belirlenmiştir; ancak BHK'de böyle bir fark izlenmemiştir (p=0,214). D vitamini ve takviye ilaç alımı BHK (sırasıyla p=0,035, p=0,007) için koruyucu faktörler olarak izlenmişken, SHK ve MM hastalarında her ikisi de koruyucu faktör olarak gözlenmemiştir. Kontrol grubuyla kıyaslandığında obezite(VKİ≥30); BHK(p=0,005) ve MM(p=0,008) açısından risk faktörü olarak izlenmiştir, ancak SHK'li (p=0,965) hastalarda anlamlı fark gözlenmemiştir. Çalışmamızda obez olan ve olmayan kişilerdeki BHK, SHK, MM yaşları arasında istatiksel anlamlı fark görülmemiş, obezite ve deri kanseri başlangıç yaşı arasında ilişki saptanmamıştır. Kontrol grubuyla kıyaslandığında deri dışı kansere sahip olmak BHK (p<0,001) ve SHK (p=0,001) açısından risk faktörü olarak gözlenmiştir; hematolojik ve solid organ kanserleri arasında fark görülmemiştir. MM (p=1) için böyle bir ilişki saptanmamıştır. Çalışmamızda regresyon analizinde yaştan bağımsız risk faktörleri değerlendirildiğinde alkol kullanım öyküsü olması ve takviye ilaç kullanımının olmaması BHK açısından bağımsız bir risk faktörü olarak anlamlı bulunmuştur (OR: 9,219 (%95 GA: 2,511-33,855); OR:5,906(%95 GA: 1,377-25,328)). SHK açısından alkol kullanım öyküsünün olması, düzenli ilaç kullanımının olması ve VKİ<30 olması bağımsız birer risk faktörü olarak anlamlı bulunmuştur (OR: 4,794 (%95 GA: 1,213-18,954); OR: 2,144 (%95 GA: 1,054-4,358); OR: 1,802 (%95 GA: 1,005-3,231)). Alkol kullanım öyküsü ve düzenli ilaç kullanımının MM açısından bağımsız birer risk faktörü olduğu regresyon analizinde anlamlı bulunmuştur (OR: 14,371 (%95 GA: 2,306-89,569); OR: 4,689 (%95 GA: 1,516-14,504)). Sonuç: Çalışmamızda geçmiş alkol kullanım öyküsünün olması, hiç alkol kullanmamış olanlara göre BHK için 9,2 kat, SHK için 4,8 kat, MM için 14,4 kat artmış risk ile ilişkili bulunmuştur. Düzenli ilaç kullanımının olması SHK için 2,1 kat, MM için 4,7 kat artmış risk ile ilişkilidir. Takviye ilaç kullanımının olmaması 5,9 kat artmış BHK riski ; VKİ <30 olması 1,8 kat artmış SHK riskiyle ilişkilidir. Çalışmamızda elde edilen sonuçlar göz önüne alındığında, deri kanserli hastalarda risk faktörlerini ortaya koyabilmek için daha geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu açıktır.