Soğuk Savaş sonrası Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Asya politikası: Kazakistan örneği
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖNDER ÇOBAN
Danışman: İsmail Köse
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Soğuk Savaş sürecinin sona ermesinin ardından Orta Asya, sahip olduğu jeopolitik konum ve zengin enerji kaynakları sayesinde uluslararası aktörlerin ilgisini çeken stratejik bir yer haline gelmiştir. SSCB'nin dağılışıyla birlikte bölgede ortaya çıkan güç boşluğunu bir fırsat olarak değerlendirmeyi hedefleyen ABD'nin Kazakistan'a yönelik dış politikasını neoklasik realizm perspektifinden ele alan bu çalışmada, iki ülke arasındaki çok boyutlu ilişkiler kronolojik ve tematik olarak incelenmiştir. Kazakistan'ın bağımsızlığını kazanmasının hemen ardından ülkenin Sovyetlerden arda kalan nükleer silahlardan arındırılması için diplomatik ve teknik destek sağlayan ABD, Hazar enerji kaynaklarının yeniden keşfedilmesiyle birlikte bölgedeki stratejik çıkarlarını enerji odaklı politikalar üzerinden geliştirmeye başlamıştır. 11 Eylül terör saldırılarının ardından ağırlıklı olarak güvenlik eksenli stratejiler çerçevesinde şekillenen Amerikan dış politikası, Kazakistan ile iş birliğini derinleştirmiş, terörizmle mücadele ve bölgesel istikrarın sağlanmasına yönelik politikaları önceliklendirmiştir. Öte yandan, NATO'nun Barış İçin Ortaklık Programı çerçevesinde yürütülen ortak faaliyetler Kazakistan'ın uluslararası güvenlik platformlarına entegrasyonunu desteklemiş ve ABD'nin bölgedeki etkisini güçlendirmiştir. Barack Obama'nın başkanlık döneminde stratejik ortaklık boyutuna taşınan ABD-Kazakistan ilişkileri, enerji güvenliği, ekonomik iş birliği, bölgesel istikrar ve diplomasi alanlarında daha kapsamlı bir nitelik kazanmıştır. Donald Trump ve Joe Biden dönemlerinde ise geliştirilmiş stratejik ortaklık düzeyinde ilerletilen ikili ilişkiler, karşılıklı güvene dayalı, uzun vadeli ve istikrarlı bir nitelik kazanmıştır. Kazakistan'a yönelik Amerikan dış politikasında önemli rol oynayan Rusya ve Çin gibi bölgesel aktörler, Washington'ın stratejik tercihlerini doğrudan etkilemiş ve bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirmiştir. Bu çalışmada Soğuk Savaş sonrasında Orta Asya'daki bölgesel güç rekabetine ilişkin yapılan analizler, Moskova'nın geleneksel nüfuzu ile Pekin'in ağırlıklı olarak ekonomik ve ticari ilişkiler çerçevesinde yükselen gücünün, Washington'ın bölge üzerindeki etki alanını daralttığını; ancak bu durumun, Kazakistan'ın ABD'yi bir denge unsuru olarak daha fazla önemsemesine yol açtığını ortaya çıkarmıştır. ABD, Rusya ve Çin arasındaki güç rekabetinin merkezi haline gelen Kazakistan, bağımsızlığından itibaren uyguladığı çok yönlü dış politika stratejisi sayesinde gerek söz konusu aktörlerle dengeli ilişkiler kurmayı başararak gerekse ulusal çıkarlarını koruyarak bölgedeki istikrarlı konumunu sürdürmüştür. Çalışmanın bulguları, ABD'nin Kazakistan ile çok boyutlu iş birliğini derinleştirerek ikili ilişkileri stratejik ortaklık düzeyine taşımasına rağmen, Rusya ve Çin'in bölgedeki güçlü nüfuzu karşısında etkisinin sınırlı kaldığını göstermiştir.