1966 Yılı Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci ve Cevdet Sunay`ın Cumhurbaşkanlığı Döneminde Türkiye`nin İç ve Dış Politik Gelişmeleri (1966-1973)
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2003
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Rabia Selcik
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HİKMET ÖKSÜZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 5. Cumhurbaşkanı olarak görev yapan Cevdet Sunay, hayatının daha önceki evrelerinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin çeşitli kademelerinde başarılı görevlerde bulunmuştur. Cumhuriyet tarihimizde Genelkurmay Başkanlığından Cumhurbaşkanlığına seçilen ilk kişidir. Bu durum hem kendisinin seçilme sürecinde hem de görev süresinin dolmasından sonra Cumhurbaşkanlığına giden yolun Genelkurmay Başkanhğı'ndan geçtiği/geçeceği tartışmalarına sebebiyet vermiştir. Cevdet Sunay, 1961 Anayasası'nın yaratmış olduğu çift meclisli parlamentosundan dönemin iki büyük partisi AP ve CHP'nin uzlaşmasıyla seçilmiştir. Bu uzlaşı Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in hastalığı sebebiyle görevini yapamaz duruma gelmesi üzerine devleti başsız bırakmama ve devlet başkanlığı krizi yaratmama hassasiyetinden kaynağını almaktaydı. Ulusal iradenin bu tercihi içte ve dışta olumlu tepkiler almıştır. Cevdet Sunay Cumhurbaşkanlığı döneminde sergilemiş olduğu uzlaşmacı, partiler üstü ve tarafsız tutumuyla dikkat çekmiştir. Cevdet Sunay'ın sergilediği ılımlı tavır ve yaklaşımlar, iç siyasi gelişmelerin yoğunlaştığı, ideolojik gerilimlerin belirginleştiği ve öğrenci olaylarının baş gösterdiği bir dönemde Türk devletinin dirlik ve düzeninin korunmasında büyük önem arz etmektedir. Dış politikada, ulusal basın tarafindan 15 Ocak 1966 tarihinde kamuoyuna açıklanan Johnson mektubuyla gerginleşen Türk-Amerikan ilişkilerinin yeniden iyileştirilmesinde olduğu kadar Sovyetler Birliği ve Ortadoğu ülkeleriyle yapıcı, güven artırıcı ve işbirliğine dönük bir süreci başlatan Cevdet Sunay, böylelikle dış siyasette de iç siyasette olduğu gibi olumlu etkilerini göstermiştir. VII