Arap baharı sonrası İran'ın Suriye'ye yönelik politikası
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KAREZ QADIR HAMA SALIH MARGAI
Danışman: Ayça Eminoğlu
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İran ve Suriye Ortadoğu'da eski ve köklü tarihe sahip iki ülke olarak, birbirleriyle eski ve stratejik bir ilişkiyle bağlanmıştır. Özellikle Suriye, Fransa işgalinden kurtulduktan ve 1946 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra, İran tarafından hemen tanınmış ve Şam'da başkonsolosluğunu açmıştır. İran'ın bu adımı, iki ülke arasındaki siyasi ve diplomatik ilişkilerin başlangıcı sayılmaktadır. Başka bir açıdan, İran ve Suriye ilişkilerinin tarihine bakıldığında, kuşkusuz bu ilişkilerin her sayfası bir takım bölgesel ve uluslararası faktör ve şartların etkisi altında kalmıştır. Bu yüzden görülüyor ki 1979 yılındaki İran İslam Devrimiyle iki ülkenin ilişkilerinde köklü değişim yapılmış ve İran ile Suriye arasında bir stratejik ittifak dönemi başlamış ve bu süreç günümüze kadar devam etmiştir. Bu durum da bölgesel değişimlerin bu iki ülkeyi ne kadar yakınlaştığını ve birbirilerine karşı siyaset ve davranışları, özellikle İran ve Suriye'nin ulusal çıkarları ve milli güvenliklerinin tehdit altında olduğunun bir göstergesidir. Örneğin, Irak – İran sekiz yıl süren 1980 – 1988 savaşında her iki ülkenin de üzerinde tehdit ve endişeler bulunmaktaydı. Bu durum, İran ile Suriye'yi daha fazla yakınlaştırmış ve Direniş Cephesi adlı Tahran ve Şam'ın bölgedeki muhaliflerine, ABD ve İsrail gibi karşı bu gücün oluşturulmasına yol açmıştır. İran'ın Suriye karşısındaki siyasetini yeniden gözden geçirmesi ve inşa etmesinin başka önemli nedenleri ise Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde başlayan "Arap Baharıdır". Suriye stratejik Arap ülkelerinden biri olarak, bölgedeki olaylar ve değişimlerden uzak kalmadı ve halkın protesto dalgası hızlı bir şekilde bu ülkeyi de kapsamıştır. Ancak Arap Baharı olayları Suriye halkının beklenti düzeyinde değildi ve ülke kaos ve derin bir iç savaşla karşı karşıya kalmıştır. Bu da Suriye'yi bölgesel ve küresel güçlerin bölgede kendi çıkarlarını elde etmeleri için bir savaş alanı haline getirmiştir. Bu bağlamda İran, bölgenin en etkili güçlerinden biri olarak Suriye'deki olaylarda önemli bir rol oynamiş ve suriye rejiminin menfaatleri doğrultusunda, kendisine yakın Şii milis grupları aracılığıyla olayların yönünü değiştirmeye çalışmış ve Beşar Esad rejiminin çöküşünü her şekilde önleyebilmiştir. Öte yandan İran, Suriye krizine müdahale ederek bölgedeki hegemonyasını ve çıkarlarını güçlendirmeye çalışmıştır. Bu durum da bölgedeki anlaşmazlık ve çatışmaları derinleştirmiştir.