18. Yüzyılın İlk Yarısında Kuzey Seferlerinde Trabzon Eyaleti'nde Güvenlik
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2009
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Murat Serdar
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): TEMEL ÖZTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada XVIII. Yüzyılın ilk yarısında kuzey seferleri sürecinde Trabzon'da güvenlik konusu araştırılmıştır. Çalışmamız 1702?1703 yıllarındaki Gürcistan Seferi hazırlıkları, 1711 Prut Seferi ve 1736?1739 yıllarındaki Osmanlı-Rus Harbi dönemlerini kapsamaktadır. Bu dönemlerde yapılan kuzey seferlerinde Trabzon'daki güvenliği sağlayan kurumlar ile asayişi ve güvenliği bozan unsurlar üzerinde durulmuştur. Ayrıca seferler esnasında güvenlik ve asayişin bozulmasına etki edecek unsurlara karşı alınan tedbirler de ele alınarak değerlendirilmiştir.Trabzon konumu itibariyle 18. yüzyıldaki kuzey seferlerinde büyük rol oynamıştır. Çünkü seferlerin hareket üslerinden biri idi. Sürekli bir hareketliliğin yaşandığı yerde güvenlik ve asayişin sağlanması da sefer öncesi döneme oranla daha zor olacaktır. Bu noktadan yola çıkarak sefer dönemlerinde Trabzon'da güvenlik ve güvenliğin sağlanmasına yönelik faaliyetleri araştırılmıştır.Trabzon'da güvenliğin ve asayişin bozulması hem bazı yerel yöneticilerin usulsüzlükleri hem de ferdi eşkıyalıklardan kaynaklanmaktaydı. Yerel yöneticiler genelde vergi alma hususunda adaletsizlik yapmaktaydılar. Nadir de olsa bazı yerel yöneticiler eşkıya ile işbirliği yapmaktaydı. Ferdi eşkıyalılar ise Trabzon halkını daha fazla zarara uğratmaktaydı. Bunlar köyleri basarak insanların malına ve canına kastetmekteydiler. Bunların haricinde Trabzon ekonomisine zarar verecek faaliyetler de mevcuttur. Bu faaliyetler genel de vergi vermeme hususu üzerinedir.Trabzon'da bozulan güvenlik ve asayişi temin için merkezden görevliler tayin edilmekteydi. Güvenlik ve asayişi tehdit edenler yerel yöneticiler ilk önce ağır bir dille uyarılmaktaydı. Faaliyetlerine devam edenler ise ya görevinden alınıyorlardı ya da gerekli cezaî müeyyidelere tabi tutuluyordu. Bunlar sürgün, kale-bend ve idam gibi birbirinden ağır cezaları kapsamaktadır. Bu cezaları sadece yönetici kısmı ile sınırlı kalmıyordu. Hangi gruba mensup olursa olsun bütün Osmanlı tebaası için geçerli bir uygulamaydı.