AKUT İSKEMİK PRİAPİSM MODELİNDE QUERCETİNİN İSKEMİREPERFÜZYON HASARI ÜZERİNE OLASI KORUYUCU ETKİLERİNİNDEĞERLENDİRİLMESİ.


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Karadeniz Teknik Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ABUZER KARAAYDIN

Danışman: Ersagun Karagüzel

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Priapizm tanım olarak cinsel istek, orgazm ve uyarıdan bağımsız yaklaşık 4 saati aşkın devam eden kısmi ya da tam ereksiyon halidir. İskemik priapizmde kavernozal kan akımının az veya hiç olmaması sebebiyle ilerleyici hipoksi, hiperkarbi ve asidoz izlenmektedir. Tedavi edilmezse veya tedavide geç kalınırsa (>24 saat) kavernozal düz kaslarda nekroz, irreversibl korporal fibrozis ve erektil disfonksiyon meydana gelir. Priapizmin sonlanması ile oluşan reperfüzyon iskemik dokunun korunması için gerekli olmasına rağmen, reperfüzyonun kendisi iskemi reperfüzyon (İR) hasarını meydana getiren patofizyolojik süreci başlatmaktadır. İR hasarı ile birlikte serbest oksijen radikalleri (süperoksit anyonu (O2−), hidroksil radikali (OH-), nitrik oksit (NO), peroksil radikali (ROO) ve radikal olmayan hidrojen peroksit (H2O2) oluşmaktadır. Oluşan bu radikalller başta hücre membranında lipid peroksidasyonu olmak üzere hücresel yapılarda hasara sebep olmaktadır. İR hasarına karşı etkili eksojen antioksidanlardan birisi olan quercetin flavonoid sınıfının bir üyesidir. Çeşitli kanserlerde, diyabette, alerjik hastalıklarda pek çok özelliği tespit edilmiş olup en iyi tanımlanmış özelliği antioksidan özelliğidir. Sebze, meyve, tohum, çay, kahve vb. besin ürünlerinde bulunmaktadır. Amaç: Çalışmamızda quercetinin antioksidan etki mekanizması ile akut priapizmde İR açısından fayda sağlayabileceği hipotezini kurduk. Sıçanlarda oluşturduğumuz penil iskemi-reperfüzyon modelinde uyguladığımız quercetinin, İR hasarı üzerine olası olumlu etkilerini histolojik ve biyokimyasal açıdan değerlendirdik. Gereç ve Yöntem: Bu deneysel çalışmada Spraque Dawley tipi, 350-400 gr ağırlığında toplam 24 adet erişkin erkek rat, randomizasyon yapıldıktan sonra her grup 6 rattan (n=6) oluşacak şekilde 4 gruba ayrıldı. Grup 1 (Kontrol grubu), grup 2 (Priapizm / Reperfüzyon(P/R)), grup 3 (P/R + Dimetil sülfoksit) ve grup 4 (P/R + Quercetin) olarak belirlendi. İskemik priapizm Şanlı modeli (Şanlı ve ark.) esas alınarak standart 50 cc lik çam uçlu irrigasyon enjektörü ile oluşturulan vakum ereksiyon cihazı ile elde edildi. Kontrol grubu (grup 1) hariç diğer gruplarda 2 saatlik priapizm devamında yarım saatlik reperfüzyon sonrası penektomi uygulandı. Grup 3'de reperfüzyondan yarım saat önce dimetil sülfoksit, grup 4'de ise reperfüzyondan yarım saat önce 20 mg/kg dozunda quercetin 0.5 cc hacimde olacak şekilde transperitoneal olarak verildi. Abdominal aortadan 3 ml kan alınarak serum ve doku MDA, 4-HNE, GSH, 8-OhdG, MPO, TAS, TOS, OSİ ve serum IMA seviyelerindeki değişiklikler ile sakrifiye edilen ratların alınan penis dokusunun histolojik özellikleri (üretra epitel dejenerasyonu, kas dokusu apoptoik indeks (MAI), bağ dokusu apoptoik indeks (CAI), üretra epitel hücrelerinde apoptoik indeks (EAI), sinüzoidal alan, tunika albuginea açılması değerlendirildi Bulgular: Çalışmamızda histolojik veriler açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı. Biyokimyasal verilerden doku MDA ve Serum 4-HNE, serum IMA, doku TAS, doku TOS, doku MPO ve serum MPO, doku OSI, doku 8-OHdG seviyelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p 0,05). Serum TAS ve serum TOS, serum OSI, serum 8-OHdG, serum MDA, serum GSH seviyelerinde de istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamaması, sistemik bir etki oluşması için çalışmada kullanılan 30 dakikalık reperfüzyon süresinin kısa olmasıyla açıklanabilir (p>0,05). Sonuç: Priapizm modelinde, reperfüzyon öncesi quercetin uygulaması sonucu elde edilen veriler literatürde yapılmış olan deneysel çalışma sonuçlarıyla uyumlu bulundu. Çalışılan biyokimyasal parametrelerin önemli bir bölümü quercetinin antioksidan etkisini gösterdi. Anlamlı bulunmayan parametrelerin çalışmanın akut olması ve reperfüzyon süresinin kısa olmasıyla ilişkili olduğu düşünüldü. Histolojik değişiklik saptanamaması, literatürdeki 4 saatten kısa süreli priapizm modellerinde histolojik değişikliklerin ortaya çıkmaması bulgusuyla uyumludur. Anahtar Kelimeler: Akut iskemik priapizm, İskemi reperfüzyon hasarı, Quercetin,